Paris-Roubaix yarış direktörü Thierry Gouvenou, Tadej Pogačar’ın “Kuzey’in Cehennemi”ndeki ilk startı öncesinde, Sloven yıldızın Roubaix velodromuna galip olarak girmesini pek olası görmediğini, ancak bunun bisiklet tarihinin en ilginç meydan okumalarından biri olacağını vurguluyor.[4][7] Üç Tour de France zaferi ve 2024’teki tarihi Giro–Tour dubleyle çağının en baskın etap yarışçısına dönüşen Pogačar, buna rağmen taşlı yollarda Mathieu van der Poel gibi uzman isimlere karşı hâlâ “dezavantajlı favori” konumunda değerlendiriliyor.[3][6][14] Gouvenou’ya göre Sloven bisikletçi, Roubaix’nin 55 kilometreyi aşan parke sektörü boyunca sadece rakipleriyle değil, bizzat taşlarla da savaşmak zorunda kalacak.[7]
Gouvenou’nun uyarısı: “Sınırlarını hissedecek”
Thierry Gouvenou, Paris-Roubaix parkurunun Pogačar’ın doğal özelliklerine uymadığını, düz ve rüzgâra açık profilde tırmanış gücünü tam kapasiteye çıkaramayacağını belirterek “Bir noktada sınırlarına ulaşacak, acıyı hissedecek” mesajını veriyor.[4][7] Deneyimli organizatör, Arenberg Ormanı’ndan Carrefour de l’Arbre’a uzanan 30’u aşkın parke sektörünün, teknik hatayı affetmeyen yapısıyla her pedal darbesinde bisikletçilerin gücünü emen bir test alanına dönüştüğünü hatırlatıyor.[1][7] Gouvenou, “Pogačar şu anda pelotonu domine ediyor ama Paris-Roubaix’de önce taşları geçmesi, ancak ondan sonra rakiplerini düşünmesi gerekecek” diyerek yıldız ismin kazanamamasını da olası ve “insani” bir sonuç olarak tanımlıyor.[7]
Pogačar’ın Paris-Roubaix kumarı
Tadej Pogačar, son yıllarda hem üç haftalık turlarda hem de anıt klasikleri etaplarında olağanüstü bir başarı grafiği çizdi; 2024 Tour de France’ta genel klasmanı domine ederek kariyerinin üçüncü sarı mayosuna uzanırken, aynı sezon Giro d’Italia ile birlikte nadir görülen bir dubleye de imza attı.[3][6][12] Buna karşın Roubaix, Flanders Turu ya da Liège–Bastogne–Liège gibi tırmanış ağırlıklı klasiklerden farklı olarak, düz profili ve yüksek hızda koşulan parke bölümleriyle daha çok ham güç ve dayanıklılık gerektiren, kaza riskinin yüksek olduğu bir yarış olarak öne çıkıyor.[1][2] Pogačar’ın takım içindeki bazı çekincelere rağmen bu yarışı programına eklemesi, kariyerini “tamamlayıcı” bir anıt zaferi hedefi kadar, bisiklet tarihine tüm zeminlerde iz bırakma isteğiyle de ilişkilendiriliyor.[1][6]
Tour şampiyonunun Roubaix iddiası
Güncel istatistikler, Pogačar’ın etap yarışlarındaki hakimiyetini rakamlarla da ortaya koyuyor; 2024 Tour de France’ta genel klasman zaferinin yanı sıra altı etap kazanarak, son yılların en baskın performanslarından birini sergiledi.[3][19][20] Bu düzeyde bir Tour şampiyonunun Roubaix’de start alması nadir bir durum; son kez 1991’de Greg LeMond Tour şampiyonu unvanıyla Roubaix yollarına çıkmış, o günden beri sarı mayolu isimlerin “Kuzey’in Cehennemi”ni çoğunlukla programlarının dışında tuttuğu hatırlatılıyor.[1][7] Bu açıdan Pogačar’ın tercihi, hem organizasyonun hem de bisiklet dünyasının gözünde riskli ama tarihi bir meydan okuma olarak görülüyor.[4][7]
Van der Poel ve taşların gölgesinde
Parke klasiği uzmanı Mathieu van der Poel, son üç Paris-Roubaix zaferiyle “taşların kralı” haline gelirken, sprint ve yüksek hızdaki teknik hakimiyetiyle Roubaix finişinde doğal favori olarak gösterilmeye devam ediyor.[2][14] Pogačar ise Flanders zaferi ve Strade Bianche performanslarıyla zorlu zeminlerde neler yapabileceğini gösterse de, Roubaix’nin düz profili nedeniyle klasik tırmanış saldırılarını sergileyebileceği uzun ve seçici yokuşlardan yoksun bir profile razı olmak zorunda.[1][2] Uzmanlara göre Sloven yıldız, finiş velodromuna Van der Poel, Jasper Philipsen veya Wout van Aert gibi güçlü sprinterlerle birlikte girerse, ham hız bakımından dezavantajlı kalma riski taşıyor.[1][2]
İkinci olmak da “büyüklük” göstergesi mi?
Son dönemde yapılan değerlendirmelerde, Pogačar’ın Paris-Roubaix’de kazanamasa bile podyum mücadelesi vermesinin dahi onun çok yönlülüğünü perçinleyeceği, “sadece tırmanışçı” etiketiyle sınırlanamayacağını göstereceği vurgulanıyor.[2][8] Roubaix’de alınacak olası bir ikincilik ya da üçüncülük, kariyerinde hâlihazırda üç Tour zaferi ve çok sayıda anıt klasik bulunan 26 yaşındaki bisikletçi için “insani bir yenilgi” ama aynı zamanda “kahramanca bir deneme” olarak okunabilir.[2][3][12] Bu tablo, Pogačar’ı istatistik düzeyinde Merckx ile kıyaslayan tartışmalar kadar, modern bisiklette dayanıklılık sınırlarının ne kadar zorlanabileceği sorusunu da gündeme taşıyor.[5][6]
Türk bisiklet gündeminde Pogačar etkisi
Türkiye’de son yıllarda artan yol bisikleti ilgisi, uluslararası ekranlarda sıkça izlenen Tour de France ve Paris-Roubaix gibi yarışların da takipçi kitlesini büyütüyor; Pogačar’ın domine ettiği etaplar ve klasikler, genç sporcular için bir referans noktası haline gelmiş durumda.[3][6] Özellikle Türkiye’nin taşlı yol ve zorlu rüzgâr koşullarına sahip bölgelerinde antrenman yapan bisikletçiler, Roubaix örneğini kullanarak dayanıklılık, denge ve güç çalışmalarını yeniden kurguluyor, Pogačar’ın hem turlarda hem klasiklerde zirveye oynayan profili üzerine analizler yapıyor.[1][2] Gouvenou’nun “Sınırlarını hissedecek” uyarısı, bu çerçevede Türk bisiklet camiasında da tartışılan bir başlık; çünkü elit seviyede bile taşlı zeminin nasıl bir “eşitleyici” rolü üstlenebileceğini sembolik biçimde ortaya koyuyor.[4][7]
