Türkiye ekonomisi 2025 yılına umutlu başlarken, uluslararası kuruluşların revize edilmiş büyüme tahminleri ve güçlenen makro ekonomik göstergeler dikkat çekiyor. Merkez Bankası’nın rezerv artışı ve dezenflasyon sürecindeki ilerleme, yılın geri kalanında da olumlu sinyaller veriyor.
Büyüme Tahminlerinde Yukarı Revizyon
Uluslararası kuruluşlar Türkiye için 2025 yılı büyüme beklentilerini yukarı yönlü revize etti. İlk çeyrek verileri yüzde 2,0 büyüme gösterirken, yıl geneli için beklenti yüzde 2,6’dan yüzde 3,1’e yükseldi. Bu revizyonda özellikle gayrimenkul sektöründeki beklenen canlanmanın etkili olduğu değerlendiriliyor.
İlk çeyrek performansı piyasa beklentilerinin altında kalmasına rağmen, tahmin edilen seviyelere yakın gerçekleşti. Ekonomistler, iç ve dış talep koşullarının üretim üzerindeki sınırlayıcı etkisinin devam ettiğini belirtiyor.
Merkez Bankası Rezervleri Güçleniyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın döviz rezervleri önemli bir iyileşme gösterdi. Şubat ayında 100 milyar dolar seviyesine çıkan rezervler, Nisan ayında 51,5 milyar dolara gerilemiş, ancak piyasaya yapılan alım yönlü müdahaleler sonrasında 65 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bu seviye, Nisan 2024 dönemindeki seviyelere denk geliyor.
Rezervlerdeki bu artış, para politikasının etkinliğini artırırken, piyasalara güven verici bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu gelişmenin dezenflasyon sürecine de olumlu katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.
Piyasalarda Dalgalanma Yaşandı
Mart ayında yaşanan iç politik gelişmeler piyasalarda belirsizlik yaratmıştı. Bu süreçte Borsa İstanbul 9.000 puan seviyelerini test ederken, ülke risk primi göstergesi olan CDS verileri 320 baz puanın üzerine çıktı. Ancak güncel durumda CDS göstergeleri 290 puan seviyelerine geriledi.
Piyasa uzmanları, politik belirsizliklerin geçici etkiler yarattığını, temel ekonomik göstergelerdeki iyileşmenin devam ettiğini belirtiyor.
Enflasyonla Mücadelede Kritik Dönem
Dezenflasyon sürecinde ilk aşamada başarı sağlanırken, 2025 yılının ikinci yarısında daha zorlu bir süreç bekleniyor. Hizmet fiyatlarındaki katılık nedeniyle enflasyondaki düşüş tahmin edilenden daha kademeli ilerliyor.
Para politikasının etkinliği için mali politika ve yapısal reformlarla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Enflasyonla mücadelede sağlanan toplumsal mutabakatın korunması ve Merkez Bankası bağımsızlığından ödün verilmemesi kritik görülüyor.
İmalat Sektöründe Yavaşlama
İmalat sektörü verilerine göre, iç ve dış talep koşulları kaynaklı üretim yavaşlaması 14. aya ulaştı. Mayıs ayındaki düşüş Ekim 2024’ten bu yana en yüksek oranda gerçekleşti. Döviz kurunun üretim maliyetlerini artırması da sektörü olumsuz etkiliyor.
Talep koşullarının üretimi sınırlaması, ikinci çeyrekte büyümede yavaşlama beklentilerini güçlendiriyor. Ancak uzmanlar, bu durumun geçici olabileceği ve yıl geneli hedeflerinin tutturulabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.
2025 Yılının Geri Kalanında Beklentiler
Konvansiyonel ekonomi politikalarının sürdürülmesi planlanırken, yeşil, dijital ve sosyal dönüşüm adımlarının da hız kazanması bekleniyor. Makro-finansal istikrarın sağlanması için fiyat istikrarına odaklanılmaya devam edilecek.
Ekonomistler, küresel ekonomik gelişmelerin Türkiye için hem fırsat hem de risk yaratacağını belirterek, yurt içi gündemin bu dengeleme göre şekilleneceğini ifade ediyor. Bütçe dengesi ve faiz dışı fazla gibi mali göstergelerdeki iyileşmenin sürdürülmesi hedefleniyor.