Çocuk ticareti ile mücadelede uluslararası farkındalık kampanyaları devam ederken, Türkiye’de de çocukların suça karışma oranlarında dikkat çekici veriler ortaya çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 yılı verilerine göre, güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 9,8 artarak 612 bin 651’e yükseldi.
Türkiye’de Çocuk Suçları Artışta
TÜİK verilerinde en dikkat çekici husus, mağdur çocuk sayısındaki artış oldu. 2023 yılında 242 bin 875 olan mağdur çocuk sayısı, 2024’te yüzde 5,1’lik bir artışla 279 bin 620’ye ulaştı. Bu artış, çocukların hem suç mağduru hem de failí konumunda daha fazla yer aldığını gösteriyor.
Suç mağduru çocukların yüzde 55,3’ünü yaralama olayları oluştururken, yüzde 10,8’ini cinsel suçlar, yüzde 9,5’ini göçmen kaçakçılığı, yüzde 8’ini ise aile düzenine karşı suçlar oluşturuyor. Bu dağılım, çocukların maruz kaldığı suç türlerinin çeşitliliğini ve ciddiyetini ortaya koyuyor.
Çocuk Ticareti ile Mücadelede Küresel Yaklaşım
Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen “Race Across America” etkinliği, çocuk ticareti ile mücadelede farkındalık yaratmak amacıyla Missouri eyaletini geçerek kampanyasını sürdürüyor. Bu tür uluslararası girişimler, çocuk ticareti ve istismarına karşı küresel bilinci artırmayı hedefliyor.
Çocuk ticareti, modern dünyanın en ciddi insan hakları ihlallerinden biri olarak kabul edilirken, mağdurların büyük çoğunluğunu 18 yaş altındaki bireyler oluşturuyor. Uzmanlar, ekonomik zorluklar, aile içi şiddet ve eğitim olanaklarının kısıtlı olması gibi faktörlerin çocukları bu suçun mağduru haline getirdiğini belirtiyor.
Önleme Stratejileri ve Koruma Mekanizmaları
Çocuk ticareti ile mücadelede erken uyarı sistemleri kritik önem taşıyor. Türkiye’deki verilere bakıldığında, 2024 yılında 18 bin 561 çocuğun kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunduğu görülüyor. Bu durum, çocukların korunmasında aile ve toplum desteğinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Güvenlik birimlerine gelen çocukların 96 bin 438’i bilgisine başvurma amacıyla getirilirken, 8 bin 729’u kabahat işlediği iddiasıyla karşılaşıyor. Bu sayılar, çocukların hukuki süreçlerle karşılaştığı farklı durumları yansıtıyor.
Sosyal Medya ve Teknolojinin Rolü
Dijital çağda çocuk ticareti ve istismarı yeni boyutlar kazanmış durumda. İnternet ve sosyal medya platformları, hem suçluların çocuklara ulaşması için araç hem de farkındalık kampanyalarının yürütülmesi için platform işlevi görüyor. Uzmanlar, ailelerin dijital okuryazarlığını artırması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye’de cinsel suç mağduru çocukların oranının yüzde 10,8 seviyesinde olması, bu konuda alınması gereken önlemlerin aciliyetini ortaya koyuyor. Çocukların online güvenliği kadar fiziksel güvenlikleri de titizlikle korunmalı.
Uluslararası İşbirliği ve Mevzuat
Çocuk ticareti ile mücadelede sadece ulusal çabalar yeterli değil. Sınır aşan bu suç türü, ülkeler arası koordinasyonu ve bilgi paylaşımını gerektiriyor. Türkiye’deki göçmen kaçakçılığı vakalarının yüzde 9,5 oranında olması, bu konudaki uluslararası boyutun altını çiziyor.
Aile düzenine karşı işlenen suçların da yüzde 8 oranında gerçekleşmesi, çocukların en güvenli olması gereken ortamda bile risk altında bulunabileceğini gösteriyor. Bu durum, koruyucu aile hizmetlerinin ve sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor.
Rehabilitasyon ve Reentegrasyon
Suça sürüklenen veya suç mağduru olan çocukların topluma kazandırılması sürecinde rehabilitasyon programları kilit rol oynuyor. 202 bin 785 çocuğun suça sürüklenme sebebiyle güvenlik birimlerine getirilmesi, bu alandaki çalışmaların önemini artırıyor.
Çocuk adaleti sistemi içinde restoratif adalet yaklaşımları, mağdurların iyileşmesi ve faillerin topluma kazandırılması açısından etkili sonuçlar veriyor. Bu yaklaşım, cezalandırmadan ziyade onarım ve yeniden sosyal entegrasyona odaklanıyor.
Çocuk ticareti ile mücadelede sadece kolluk kuvvetlerinin değil, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları, sağlık personeli ve yerel yönetimlerin de aktif rol alması gerekiyor. Toplumsal farkındalığın artırılması ve erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi, bu mücadelenin temel unsurları arasında yer alıyor.