Keyifli bir gezi oldu, hem katılan ve emeği geçen arkadaşlara hem de organizatör Mert arkadaşımıza teşekkür ederim, hiçbir şey aksamadan sorunsuzca yaşandı.
Gezi sabah 10'da Beşiktaş'tan hareketle basladı. Hava çok güzeldi, güneşli ve enerji dolu. Sanırım 33 veya 35 kişi olduğumuzu bir ara duyar gibi oldum. Tek sıra halinde Sariyer'e doğru yola çıkıt. İlk teknik molayı Çırağan Sarayı yakınında lastik patlamasi için verdik. Kısa sürede yapılıp yolumuza devam ettik ve İstinye'deki ihtiyac molası sonrası Sarıyer'de IDO önündeki alanda 15 dk. kadar dinlenip...


...Maden yokuşuna çıkmaya başladık. Güzel bir yokuştur burası, kimimiz pedalladık kimimiz itekledik ama hepimiz firesiz tepeye vasıl olduk. Sonra en güzel güzergahlardan birisi olana saptık ve Koç Üni. önünden Rumelifeneri ve Garipce’ye doğru uzanan orman içinden geçen asfalt yolla Garipçe ayrımında buluşarak toplandık.








Hem dinlendik hem fotoğraflar çekildi hem de sohbet etme olanağı oldu. Ardından yokuş aşağıya denize doğru kendimizi bıraktik. Yoldaki 2 hız kesme engeli rehberlerimiz tarafından uyarılarak dikkat çekildi. Gerçekten o hızla inerken üzerinden dikkatsizce geçilse bir kazaya neden olabilir. Sağolun.
Pazar olması nedeniyle küçücük balıkçı köyünde fazladan arabalar gelmişti. Biz de bisikletlerimizi topluca bir kenara yığdık ve Aydın restoranda hazırlanmış masaya yerleşildi. Ben yanımdaki sandviçi yemek ve çevreyi biraz dolaşmak için lokantaya girmedim.




Sonra burundaki kahveye oturdum ve balıkçılarla sohbet ettim.
Garipce’nin geçmişi Cenevizli’lere kadar geri gidiyormus. Köye indiğimizde soldaki merdivenlerden kısa bir yürüyüşle Cenevizli’lerden kalma 550 yıllık kalesiyle karşılaşıyorsunuz. Üst katta yer yer çökmeler oluşmuş ve delikler açılmış. Kalenin bakımsız ve piş olması insanı uzuyor. Neden böyle yerlere sahip çıkılmaz ve turistik değer olarak kullanılmaz, insanın aklı almıyor.
Köyün sağında ise araç yolu olmayan ve ancak yürüyerek tırmanılan oldukça estetik bir taş yapı göze çarpıyor. İki katlı ortası boş bu yapı “kule” olarak adlandırılıyor ve bulunduğu yükseklik nedeniyle bir tür gözetleme kulesi olarak anılıyor.
Öyle küçük bir köy ki Garipce, bir kahvesi bir de bakkalı var. Zaten balıkçıların deyimiyle “pimapencilik” yapan birkaç genç ve köyün imamı dışında herkes balıkçılıkla uğraşıyor. Koyun erkekleri Eylül başında balık avlanma yasağının kalkmasıyla denize açılıyorlar ta ki yasağın başladığı Haziran ayında kadar köyü kadınlara emanet ediyorlarmıs. Halkın tümü Trabzon’lulardan oluşuyor ve 150 yıl önce balıkçılık yapmak için gelmişler.
3 lokantası var; meydanın sağ tarafında Aydın Balık, sol tarafında Garipçe Balık lokantaları bulunuyor. Üçüncüsü biraz denize uzak ama güzel bir bahçesi olan Asmaaltı restoran inerken sağ tarafta.

Yemekten sonra önce kalenin üstüne çıkıp etrafı seyrettik ve sonra bizi bekleyen o güzel çıkışa yöneldik. Onu da başarıyla tamamlayıp yukarıdaki yol ayırımda toparlanıp Koç Üni.’ye doğru yola koyulduk. Yolda 2. teknik molayı verdik. Birimizin zinciri koptu ve önün tamirini bekledik.

Sonra tekrar Sarıyer ayırımına kadar pedalladık ve toparlanıp hep birlikte Maden’den Sarıyer’e indik. Ve sahil yolu boyunca birkaç mola vererek Beşiktaş’a doğru pedalladık. Kuruçeşme’de 3. teknik molayı verdik. Gene bir lastik patlaması ama bu sefer tubeless’mış ve yapılamadı. Neyse ki Kaçkar bisiklet yakındaydı da oraya kadar iterek götürüldü.
Beşiktaş’a vardığımızda saatler 18:30’u gösteriyordu. Son bir hatıra resmi çektirip herkes evine doğru dağıldı.
Ben 71km yol ve 1250 kalori 84ğr yağ yakmışım, hemen bu eksilmeyi tamamlamak için sofraya oturdum :)
Başka bir gezide buluşmak üzere esen kalın...
Kaynak:
http://www.kenthaber.com/koy.aspx?KoyKodu=36338
http://www.sihirlitur.com/gezi/garipce_koyu/yorum.html
Gönderilen
Wed, Jan 28 2009 12:04 PM
gönderen
elturco